22 Şubat 2011 Salı

ÇOCUKLA İLETİŞİM KURMA SORUNSALI



merhaba anne babalar!

babalar okur mu bilmiyorum ama ben annelerin kulağına bildiklerimi fısıldamak istiyorum uyumadan önce.

çocukla iletişim kurmakta zorlanıyorsanız belki işinize yarar fısıltılarım.

öncelikle iletişim sorunu; yeterince sevecen ve net olamamaktan kaynaklanır bunu bilin. ikinci bi şey çocuğun bulunduğu yaş grubu ve o dönemin özelliğidir.

çocuklar sizin kullandığınız genel kalıpları anlamayabilirler. Siz çok fazla kullana kullana alışmışsınızdır birçok kelime grubuna. fakat tüm bunlar çocuğun zihninde anlamsızdır. çocuk sizi tam olarak anlamaz, anlamadığı sürece kendi bildiğini yapar ve siz de kaç kere dedimmmm anlamıyor musun diye sinirlenir, gerginleşirsiniz. siz gergin oldukça çocuk hırçın olur. çocuk hırçın oldukça da iletişim kesilir.

daha açık anlatmam gerekirse, mesela sınıfımdaki bücürüklerim sürekli birbirlerini şikayet ediyorlardı. ve çok ufak tefek şeyler bile şikayet konusu olmaya başlamıştı. ben bu durumdan çok rahatsız olmaya ve her şikayet geldiğinde daha fazla gerginleşmeye başlamıştım. çünkü zaten dikkat süreleri kısa. tam bi şeye yoğunlaşmışız, iyi güzel olacak her şey. oradan bi tanesi çıkıyor pat diye çok basit bi şeyi şikayet ediyor ve hooooppppp en başa dön. ya da çok meşgul olduğun bir anda çok saçma bi şikayet geliyor ve çocuk çözüm bekliyor. ben de sürekli "şikayet istemiyorum. sorunu konuşarak kendiniz çözmeye çalışın, arkadaşın sana vurursa buna hakkı olmadığını ve canının acıdığını ona kendin söyleyebilirsin" gibi cümlelerle çözüm bulmaya çalışıyordum. ama ben bunları söyledikten çok kısa bir süre sonra yine aynı tas aynı hamam gidiyorduk. veeee bir gün arşimetin kafasına nasıl elma düştü ise benim de beynimde bi ampül beliriverdi. beni anlamıyorlardı ve bu sebeple bu davranış tekrarlanıyordu. neden anlamıyorlardı biliyor musunuz? çünkü "şikayet" sözcüğü çok sakat bi sözcüktü onlar için. anlamı beyinlerinde tam olarak şekillenmemiş, havada kalmış bi kavramdı. fazla soyuttu. bu sebeple "şikayet istemiyorum" dediğim zaman neyi istemediğimi çocuklar bilemezdi ve bu onların suçu olamazdı. bu yeterince açık olmadığım için benim yarattığım bi iletişim problemiydi. daha açık bi ifade kullanmalıydım. şikayet sözcüğü yerine, şikayetten kastımın ne olduğunu söylemeliydim.

ben de öyle yaptım. şikayet istemiyorum değil, "arkadaşımın elinde bi şey, saklıyor, bana göstermiyor", "ben kırmızı sandalyeye oturacaktım o oturdu", "yapıştırıcının kapağını yere düşürdü sonra almadı", "serviste gelirken bilmem kim benim yanıma oturmadı", "annem sevdiğim yemeği beslenme çantama koymadı", "kardeşim oyuncağımı kırdı", "bilmem kim oyuncağını bana vermedi" gibi şeyleri her zaman bana söylemeyin çocuklar, siz sürekli bunları bana anlatıyorsunuz ama ben her zaman size yardımcı olamam ki. dedim. hepsi yüzüme güzel güzel, boncuk boncuk baktı, sessizlik oldu. sınıfta sessizlikten hoşlanmam. ardından ekledim "ben komiser amca mıyım yahuuuu! oldu olacak kafama bi tane de polis şapkası takayım komiser amcaya benzeyen öğretmen olayım olsun bitsin" dedim. kıkır kıkır güldüler. istediğim elektriği yakalamış oldum.

yani özetle, çocuk yapmasını istemediğiniz bir şeyi ısrarla yapıyorsa, bir de sizi anlayamamış olma ihtimalini düşünün ve yönergelerinizi daha açık vermeye, direk davranış belirterek vermeye çalışın. ve sürekli yönerge veren katı bi yetişkin gibi olmamak için de yine onun anlayacağı seviyede küçük espiriler, şakalar yapın. ciddi konuşmalarınızın sonunda mutlaka onu güldürecek bi şeyler söyleyin. söyleyecek bi şey bulamazsanız gıdıklayın, mutlaka gülecektir ve sıcak bir ortam oluşacaktır.

son olarak, çocuklar sevildiklerini sürekli duymak isterler. siz onları ne kadar severseniz sevin, ne kadar fedekarlık yaparsanız yapın çocuk bundan emin olamaz, hep duymak ister. onun için duyduğu, gördüğü şey vardır, duyduğu gördüğü şey gerçektir. bu sebeple "sen çok akıllı bir çocuksun, benim akıllı oğlum/kızım, aferin sana, gurur duyuyorum seninle, çok seviyorum seni" demeyi hiç ama hiç ihmal etmeyiiiinnnnn. şimdi uyumam lazım, yarın okulda minikler canıma okurlar sonra.. iyi geceler efendim. ;)

-ferda göktürk ince-

minikler uğur böcüşü yaparken..

miniklerin ellerine, kollarına sağlık ;)






-ferda-

3 Şubat 2011 Perşembe

7 rakamını öğrendik! ;)

blogumun vefalı izleyicisi feray hanım not bırakmış diğer bloguma, buraları ihmal ettiğimi söylemiş. iyi ki söylemiş, yoksa ben tembellikten bu yavru kuşları eklemeyi unutacaktım. ;)

ameliyat olduğum için son 2 hafta okula gidemedim, bunlar ameliyat öncesinden. 7 rakamını öğreniyoruz..

fotoğraftaki gibi 7 cücemiz varmış, 7 tane cücemiz (yedi yeşil cüce de diyebiliriz, yeşil boyayla yüzlerini boyayabilir ya da yeşil bi aksesuar takabiliriz. y harfine de vurgu yapmış oluruz hem) yağmur sonrası oluşan 7 renkli gökkuşağını merak ediyormuş... bunun için düz bir yolda yürümüşlerrr yürümüşlerrr. sonra aşağıya doğru inmeleri gerekmiş.. aşağıya doğru inmişler hatta cücelerimiz aşağıya doğru inerken bööyle basamak gibi bi yerden de geçmiş, dinlenmişler.. yolun sonunda yedi renkli gökkuşağına ulaşmışlarrr. o kadar mutlu olmuşlar kiii en sevdikleri boyalarıyla resim yapmışlarr ;)


yeterince fotoğraf yok ama sanırım anlaşılmıştır. minderlerden 7 rakamı yazdım yere. tarif ettiğim güzergah da 7 rakamını oluşturacak şekildeydi. yolun sonunda gökkuşağı çizili bir kağıt vardı. sırasıyla gelen çocuklar gökkuşağının bir rengini boyadılar... gökkuşağına ulaşan çocuklar teker teker sayıldı, 7 tane oldukları iyice anlaşıldı. ;) 7 rakamından kolyelerimiz de vardı zaten önceden hazırlanan.. evlere de aile katılım çalışması olarak 7 rakamını kocaman yazmaları ve çocuklarının yazılan rakamın üstünden boncuk, pul, ip vs artık malzeme ile geçmesi istendi. rakam tanıma yazma çalışmasına çizgi çalışması şeklinde değil de böyle çocuğun hissedebileceği şekilde başlamak daha etkili oluyor. mesela parmak boyasıyla, oyun hamuruyla yazma, zımpara kağıdının üstüne yazma, rakam üstüne süsleme yapma, evdeki kutulardan, minderlerden rakamı oluşturma, kağı üstündeki rakam üstüne yırtma yapıştırma yapma gibi çalışmalar evde yaptırabileceğiniz basit şeyler..

hikayeleştirilen 7 rakamını benim miniklerim çok sevdi. 7 yeşil cüce sallanıyor oyunuyla da destekleyince keyiflerine diyecek yoktu doğrusu ;)

"iki kedi"parmak oyunumuzdan görüntülerle baş başa bırakıyorum şimdi sizleriii ;) gerçi biz parmaklarımızla kalmıyor tüm vücudumuzla oynuyoruz ama ben seviyorum bööyle hareketli hareketli geçsin, eğlenceli, bol oyunlu geçsin günümüz. geçsin ki tüm kötü enerjimizi atalım, pamuklar gibi olalım.. parmak oyununda mışıl mışıl uyumuşlar bölümünden sonra uyuyan kedileri sinsice korkutma fikrini ben ortaya attım ama çocuklar o kadar kendileri kaptırdılar ki, kediler daha uyumadan aaaaaaaa diye bağırarak geliyorlarr ;)

video

video

-Ferda GÖKTÜRK İNCE-